İş dünyasından güven ekonomisi çağrısı: Ahlaki değerler ve insani finans öne çıktı
İGİAD tarafından düzenlenen 11. Türkiye İş Ahlakı Zirvesi'nde güvene dayalı ekonomik düzen, insani finans, iş ahlakı ve kurumsal liderlik ele alındı.
11. Türkiye İş Ahlakı Zirvesi, Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) tarafından İstanbul’da “Güven Ekonomisi ve İnsani Finans” temasıyla gerçekleştirildi.
Zirvede, ekonomik sistemlerde ahlaki değerlerin korunması, iş dünyasında güvenin kurumsallaşması, insani finans ve dayanışma kültürü farklı oturumlarda ele alındı.
İGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akça, açılış konuşmasında yatırım fonlarına ilişkin son gelişmelerin güven ekonomisinin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, menfaat uğruna değerlerin çiğnenmesinin kabul edilemeyeceğini söyledi.
Toplumun her kesiminin bulunduğu konumdan bağımsız olarak bilinç ve sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Akça, yanlışların normalleşmesinin toplumsal çözülmeye yol açabileceğine dikkati çekti.
Akça, “Nefsimize dokunsa bile, işimize gelmese bile haklıya haklı, haksıza haksız demek zorundayız.” ifadelerini kullandı.
Yatırım fonlarına ilişkin gelişmelerin, kuralların nasıl göz ardı edildiğini ve menfaatler uğruna keyfileştirildiğini gösterdiğini belirten Akça, bu süreçte kendilerini en çok üzen konulardan birinin Müslüman kimliği taşıyan insanlara duyulan güvenin zedelenmesi olduğunu dile getirdi.
İş dünyasında güvenilirlik, dürüstlük ve adalet ilkelerinin esas alınması gerektiğini belirten Akça, işletmelerde, siyasette ve bürokraside ehliyet ve liyakatin gözetilmesinin önemini vurguladı.
Akça, yetkinin yakınlığa veya itaate göre dağıtılmasının suistimallere zemin hazırlayacağını ifade ederek, güvene dayalı kurumların oluşturulması için ahlaki ilkelerden taviz verilmemesi gerektiğini kaydetti.
EKONOMİK DÜZENİN TEMELİNDE GÜVEN VE DAYANIŞMA OLMALI
Zirve Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erkan Erdemir de iş ahlakı tartışmalarının zaman içerisinde bireysel ve kurumsal davranışların ötesine geçerek ekonomik sistemin bütününe yayıldığını söyledi.

Geçmiş zirvelerde iş ahlakının eğitimden üretime, kamu yönetiminden hukuk ve adalete kadar farklı boyutlarının ele alındığını hatırlatan Erdemir, bu yıl işletmelerin ahlaki davranışlarını destekleyecek ekonomik ve sosyal ortamın nasıl oluşturulabileceğine odaklandıklarını belirtti.
Erdemir, “Artık yalnızca iş dünyasında ahlaki davranışın nasıl yaygınlaştırılacağını değil, güvenin ekonomik hayatın kurucu ilkeleri arasına nasıl yerleştirilebileceğini, dayanışmanın ekonomik faaliyetlerin temeli haline nasıl getirilebileceğini konuşmak durumundayız.” değerlendirmesinde bulundu.
Finansal sistemlerin ve ekonomik kurumların insana karşı sorumluluklarının da tartışılması gerektiğini ifade eden Erdemir, insanı merkeze alan bir ekonomik hayatın inşası için yeni düşünce ve işbirliklerine ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.
Durham Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Asutay ise finansal sistemlerde insanın ve ahlaki değerlerin yeterince dikkate alınmadığını belirtti.

Ekonomik karar alma süreçlerinde insan psikolojisinin göz ardı edildiğini dile getiren Asutay, ahlaki davranışların yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamayacağını, bunların sürdürülebilir olması için uygun kurumsal yapıların oluşturulması gerektiğini söyledi.
Asutay, “Ahlakın belirleyici olabilmesi için kurumsal yapıların ortada olması gerekir. Bizim de üzerinde durmamız gereken konu, bir tarafta ahlakın nasıl yönetileceği, diğer tarafta o ahlakın desteklenmesi için yapısal düzenlemelerin nasıl olması gerektiğidir.” ifadelerini kullandı.
İslam iktisadında faizsiz finans anlayışının ahlaki ilkelerin bir parçası olduğunu belirten Asutay, Hazreti Muhammed’in Medine’ye hicretinin ardından mescit ve pazarın inşa edilmesini, ahlaki değerlerle ekonomik düzen arasındaki bütünlüğün önemli bir örneği olarak gösterdi.
JAPON ŞİRKETLERİNDEN 5 YILLIK STRATEJİK PLANLAMA ÖRNEĞİ
Zirvenin “Güvene Dayalı Liderliğin Kurumsallaşması” başlıklı oturumunda konuşan ebebek Kurucu ve Geçmiş Dönem Yönetim Kurulu Başkanı, Vitadoza Kurucusu Halil Erdoğmuş, iş dünyasında güvenin bireyin kendi davranışları ve benimsediği ilkelerle başladığını söyledi.

Dürüstlük temelinde kurulan ilişkilerin zaman içerisinde güvenilir iş çevrelerinin oluşmasını sağladığını belirten Erdoğmuş, güvenilirliğin yalnızca çalışan ve iş ortaklarıyla ilişkilerde değil, tüketicilere sunulan ürünlerde de gözetilmesi gerektiğini ifade etti.
Erdoğmuş, şirketin ürün seçiminde benimsediği yaklaşımı, “Kendi çocuklarımız için kullanmayacağımız hiçbir ürünü kendi mağazalarımızda satmayacağız.” sözleriyle anlattı.
Daikin Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Önder de Japon şirketlerinin yönetim anlayışında uzun vadeli stratejik planlamanın önemli bir yer tuttuğunu belirtti.

Japon şirketlerinde 5 yıllık planlamanın temel yaklaşım olarak benimsendiğini aktaran Önder, yatırım, büyüme ve karar alma süreçlerinin belirlenen hedeflerle uyumlu yürütüldüğünü söyledi.
Türkiye’deki şirketlerin daha hızlı karar alma ve değişen koşullara göre hareket etme eğiliminde olduğunu ifade eden Önder, Japon şirketlerinin stratejik planlama konusunda Türkiye’deki işletmelere örnek olabileceğini, Japonların da Türk şirketlerinden öğrenebileceği yönler bulunduğunu kaydetti.
KAPALIÇARŞI ESNAFININ DAYANIŞMA KÜLTÜRÜNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Zirvenin “İnsani Finans ve Dayanışma Kültürü” başlıklı oturumunda konuşan yazar Temel Hazıroğlu, ekonomik ve finansal faaliyetlerin insanlık temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

İnsani değerler yeterince benimsenmeden dini kavramların ekonomik faaliyetlerde kullanılmasının sorunlara yol açabileceğini dile getiren Hazıroğlu, iktisat ve ekonomi kavramlarının dayandığı düşünsel temellerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Medyasoft Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Taşer ise Kapalıçarşı’da geçmişte uygulanan ortak stok sistemini anlatarak geleneksel esnaf kültüründeki dayanışma anlayışına dikkati çekti.

Taşer, bir esnafın aradığı ürün kendi dükkanında bulunmadığında komşu dükkandan temin ederek müşterisine sunabildiğini, böylece ticaretin yalnızca bireysel kazanç üzerinden değerlendirilmediğini ifade etti.
Kapalıçarşı ve Mahmutpaşa’da geçmişte esnafın sabahları dükkanlarını açmadan önce dua meydanlarında bir araya geldiğini belirten Taşer, bu geleneğin ortak kazanma anlayışını yansıttığını söyledi.
Taşer, “Sadece ben kazanayım değil, komşu kazansın, çarşı ayakta kalsın, ülke kazansın mantığı.” ifadelerini kullandı.
Zirvede yapılan değerlendirmelerde, güvene dayalı ekonomik düzenin oluşturulmasında bireysel dürüstlük, kurumsal sorumluluk, liyakat, uzun vadeli planlama ve dayanışma kültürünün birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı.

Bir yanıt yazın